Üye Olmak Istiyorum! | Şifremi Unuttum!E-Mail Addresiniz:   Şifre:  
 Şizofreni Gönüllüleri ve Dayanışma Derneği » Genel Sorular
  Şizofreni Gönüllüleri ve Dayanışma Derneği
Sorular - Cevaplar
Anket
Şizofrenisi olan kişilerin toplum tarafından damgalandıklarını düşünüyor musunuz?
 Çok fazla
 Oldukça fazla
 Ne çok ne az
 Oldukça az
 Çok az
Bağışlarınız İçin
Garanti Bankası Halaskargazi Şubesi
Hesap No: 701-6299732
Sponsorumuz
SponsorumuzBu sitenin yapımındaki katkıları nedeni ile

Pfizer Ltd. Şti´ye teşekkür ederiz.
Şizofreni ile ilgili genel konular
Görüntülenen: 1 - 5 (toplam 5 soru) Sonuç Sayfalar:  1 
Şizofreni Nedir?
Şizofreni kronik, ciddi ve düşkünleştirici bir beyin hastalığıdır. Popülasyonun yaklaşık %1’inde yaşamlarının bir döneminde şizofreni gelişmektedir – her hangi bir yıl içinde 2 milyonu aşkın Amerikalıda bu hastalık mevcuttur. Şizofreni sıklığı, kadınlarda ve erkeklerde eşit olmakla birlikte, hastalık erkeklerde çoğunlukla kadınlardan daha erken, genellikle onlu yaşların sonunda veya yirmili yaşların başında ortaya çıkmakta, kadınlarda ise genellikle yirmili yaşlarda veya otuzlu yaşların başında görülmektedir. Şizofrenili kişilerde çoğunlukla başkaları tarafından işitilmeyen seslerin işitilmesi veya zihinlerinin başkaları tarafından okunduğuna inanma, düşüncelerinin kontrol edilmesi veya kendilerine zarar verecek entrikalar kurulması  gibi korkutucu semptomlar bulunur. Bu semptomlar onları korkutabilir ve içlerine kapanmalarına neden olabilir. Konuşmaları ve davranışları öylesine dezorganize olabilir ki başkaları tarafından anlaşılamayabilir veya başkalarını korkutabilir. Mevcut tedaviler birçok semptomu düzeltebilmektedir ama çoğu şizofrende bazı semptomlar yaşamları boyunca varlığını sürdürür; tümüyle iyileşenlerin oranının beşte birden fazla olmadığı tahmin edilmektedir.
Bugün şizofrenili kişiler ve aileleri için umutların olduğu bir  zamanıdır. Araştırmalar giderek hastalığın karmaşık nedenlerini çözmekte, yeni ve daha güvenli ilaçların geliştirilmesini sağlamaktadır.  Bilim adamları şizofreniyi anlamak için birçok moleküler genetik yaklaşım kullanmaktadır. Beynin yapısını ve fonksiyonunu görüntüleme yöntemleri bu hastalığa yeni bakışlar sağlamak için umut vermektedir.
Yayın Tarihi: 29/11/2004Yorumlar: 0 Yorum Yaz
Şizofreninin Sebebi Nedir?
Şizofreninin bilinen tek bir nedeni yoktur. Kalp hastalığı gibi birçok hastalık, genetik, davranışsal ve başka faktörlerin karşılıklı etkileşiminin sonucudur; ve şizofreni içinde böyle bir durum söz konusu olabilir. Bilim adamları şizofreninin ortaya çıkması için gerekli olan bütün faktörleri henüz anlamış değildirler ama modern biyomedikal araştırmanın bütün araçlar hastalığa neden olan genlerin, beyin gelişimindeki kritik anların ve diğer faktörlerin araştırılması için kullanılmaktadır.
Yayın Tarihi: 02/12/2004Yorumlar: 0 Yorum Yaz
Şizofreni Kalıtsal mıdır?
Bazı ailelerde şizofreni olgularının sık olduğu uzun süredir bilinmektedir. Yakın akrabasında şizofreni olan kişilerde bu hastalığın gelişme olasılığı daha fazladır. Örneğin, monozigot (tek yumurta) ikizinde şizofreni olan bir kişide bu hastalığın gelişme riski –  yüzde 40 - 50  –  daha yüksektir. Anne veya  babasında şizofreni olan bir çocukta şizofreni olasılığı yaklaşık yüzde 10’dur. Buna karşılık toplamdaki genel şizofreni riski yüzde 1’dir.
Bilim adamları şizofrenideki genetik faktörleri araştırmaktadır. Bu hastalığa predispozisyon yaratan çok sayıda genin bulunması daha olası görünmektedir. İlaveten, intrauterin starvasyon veya viral enfeksiyonlar gibi prenatal zorluklar, perinatal komplikasyonlar ve çeşitli nonspesifik stresörler şizofreni gelişimini etkiliyor gibi görünmektedir. Ancak, genetik predispozisyonun nasıl geçtiği henüz anlaşılmış değildir ve bir kişide bu hastalığın gelişip gelişmeyeceği hassas bir biçimde tahmin edilememektedir.
Şizofreniye yatkınlığı taşıyabilen genlerin saptanması için  insan genomunun birçok bölgesi araştırılmaktadır. En güçlü kanıtlar 13 ve 6. kromozomlara götürmektedir ama bu henüz doğrulanmış değildir. Şizofreni gelişimiyle ilgili spesifik genlerin saptanması, neyin yanlış gittiğine ve beyinde hastalığı oluşturan ve sürdüren şeyin ne olduğuna ilişkin önemli ipuçları sağlayacak ve daha iyi, yeni tedavilerin geliştirilmesine rehberlik edecektir.
Yayın Tarihi: 02/12/2004Yorumlar: 0 Yorum Yaz
Şizofreni Beyindeki Kimyasal Bir Defektle mi İlgilidir?
Beyin kimyası ve onun şizofreniyle bağlantısına ilişkin temel bilgiler hızla artmaktadır. Sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan maddeler olan nörotransmiterlerin şizofreni gelişimiyle ilgili oldukları uzun süredir düşünülmektedir. Bozukluğun, benin karşılıklı olarak ilişkili, karmaşık kimyasal sistemlerindeki bir dengesizlikle bağlantılı olması, belki de dopamin ve glutamat nörotransmiterleriyle ilgili olması henüz kesin değilse de olasıdır. Bu araştırma alanı umut vermektedir.
Yayın Tarihi: 02/12/2004Yorumlar: 0 Yorum Yaz
Fiziksel Bir Anormallik mi Neden Olmaktadır?
Şizofreniye Beyindeki Fiziksel Bir Anormallik mi Neden Olmaktadır?
Nöro-görüntüleme teknolojisindeki dramatik ilerlemeler, bilim adamlarının canlı kişilerde beyin yapısı ve fonksiyonunu araştırmaya izin vermektedir. Şizofrenili kişilerde yapılan birçok çalışma, beynin yapısında (örneğin, beynin içindeki ventrikül adı verilen sıvı dolu boşluklarda genişleme ve belirli beyin bölgelerinde küçülme) veya fonksiyonunda (örneğin, belirli beyin bölgelerinde metabolik aktivitede azalma)  anormallikler olduğunu bulmuştur. Bu anormalliklerin oldukça hafif olduğu ve bütün şizofrenili kişiler için karakteristik  olmadığı yada sadece bu hastalığı olan bireylerde görülmediği vurgulanmalıdır. Ölümden sonra beyin dokusunda yapılan mikroskopik çalışmalar da şizofrenili kişilerin beyin hücrelerinin dağılımında veya sayısında küçük değişimler olduğunu göstermiştir. Bu değişimlerin birçoğunun (ama tümünün değil) kişi hastalanmadan önce mevcut olduğu ve şizofrenin kısmen beyin gelişimindeki bir bozukluk olduğu düşünülmektedir.
National Institute of Mental Health (NIMH) [Ulusal Akıl Sağlığı Enstitüsü] tarafından fonla desteklenen araştırmalar yapan gelişim nörobiyologları, şizofreninin fetal gelişim sırasında nöronların uygun olmayan bağlantılar oluşturmaları sonucunda ortaya çıkan bir bozukluk olabileceğini bulmuşlardır. Bu hatalar ergenliğe kadar örtülü kalabilir ve olgunlaşmanın bu kritik aşamasında beyindeki normal değişimler ile hatalı bağlantılar arasında ters bir etkileşim meydana gelebilir. Bu araştırma, gelişim anormalliğiyle ilgili bazı prenatal faktörlerin saptanmasına yönelik çabaları teşvik etmiştir.
Başka çalışmalarda, beyin görüntüleme tekniklerini kullanan araştırmacılar, hastalığın başlamasından önce mevcut olabilecek erken biyokimyasal değişimlere ilişkin kanıtlar bulmuşlardır. Bunlar semptomların ortaya çıkmasıyla ilgili olması en muhtemel nöral devrelerin incelenmesini hızlandırmıştır. Şimdilerde, bilim adamları moleküler düzeyde çalışarak beyin gelişimindeki ve beyin fonksiyonunu düzenleyen nörotransmiter sistemlerindeki anormalliklerin genetik temelini araştırmaktadırlar.
Yayın Tarihi: 02/12/2004Yorumlar: 0 Yorum Yaz
Görüntülenen: 1 - 5 (toplam 5 soru) Sonuç Sayfalar:  1 
Copyright © 2004 www.sizofrenigonulluleri.org Powered by parnas.com.tr & pitstop.com.tr